kızımız kaktüs hamile; içinde minicik kidicikler hareket ediyor, ihi.
bir (ya da benim olduğum gibi daha fazla) bebek kidinin ebeveyni olmak isterseniz, lütfen bana haber verin.
:::)

ben ÅŸimdi mutlu olabilmek için atıyorum aç çocukları düşüneceÄŸim ve “ay iyi ki ben aç deÄŸilim” diyerek mutlu olacağım, ha? öyle ÅŸey olmaz. en kötüsü nedir, bu deÄŸiÅŸir tabii ama bir de ÅŸey var, mesela biz insanlar hep “önce insan” diyoruz çünkü insanın ayağını taÅŸa çarptığında neler hissediyor olabileceÄŸini hayal edebiliyoruz. empati filan. ama bir hayvanın çektiÄŸi acıyı o kadar da önemsemiyoruz. çünkü hayvan gibi düşünemiyoruz. o zaman da hayvancıkların hisleri bizim için önemini yitiriyor. belki de onun hissettiÄŸi ÅŸeyler insanınkilerden çok daha vahim. bilemiyoruz. bir bitki aÄŸlar mı, kahkaha atar mı? düşünsene. yok efendim, insan bir numara. oldu canım. çay koy.
*

cul *: lost geldi mi?
plum *: hoÅŸ bulduk.
cul *: lost geldi mi, looost?
plum *: dost mu? dost kim?
cul *: looooooooooost!
plum *: haÄŸ, yok.

eÄŸer er kiÅŸi, kanayan parmağımı emdikten hemen sonra bir eliyle elimi tutmaya devam ederken, diÄŸer eli ile cebindeki paketten çıkarıp diÅŸleri ile parçaladığı sigaradan çiÄŸnediÄŸi tütünü kanıma bastırırsa… ben o erkeÄŸe aşık* olurum!*
ve eğer o, bu işlemi peşpeşe iki kere yaparsa, kendisini hayal dünyamda kocam ilan ederim edepsizce.*


her yerde türban yazılıyor, çiziliyor, tartışılıyor.
kendimi salak bir zombi filminde sıradan bir roldeymişim gibi hissediyorum.
hani şu ne ilk, ne de son ısırılanlardan. hani şu saftrik olan.

insanlar bi’ konser bittiÄŸinde filan ayakta alkışlıyorlar ya hani kim karar veriyor ne zaman oturulacağına merak ediyorum şıkışıkışıkı akıllardan neler geçiyor ay otursam mı acaba ilk ben oturmayayım filan gibi düşünceler mi geçiyor ilk oturan kiÅŸinin karakteri nasıldır acaba ve hep ilk oturan o ve onun gibiler midir son oturan nesine güvenerek en sonuncu olmaya karar verir arada kaynayanlardan mı olmalıyız en iyisi bu mudur hayatta aralarda bi’ yerlerde çoÄŸunluk otururken oturan gruptan olmayı mı tercih ederdiniz bir de bir kaç kiÅŸi oturmasa alkışlamaya devam etse diÄŸerleri ne yapar ayrıca ilk ayaÄŸa kalkan da incelenesi bir kiÅŸilik olmalı mesela son ayaÄŸa kalkan daha bir tuhaf bir insan gibi sanki hiç ayaÄŸa kalkmayanın aklından neler geçer nasıl duruyor ki o alkışlama faslı birer ikiÅŸer alkış kesiliyor sonra o kadar insan birlikte birden karar mı veriyor eh artık alkışı kesmenin tam zamanıdır şıkışıkı diye düşünerek bir pirinç yığınından kaç adet pirinci çıkarırsak yığın yığın olmaktan çıkar misali öyle bunun gibi buna benzer yani bir de paradoks vardı hani zaten insanları anlamıyorum neyse geldim ben ama yine gidicem
mujk!

Kişinin Kendi Çocukluğuna Vereceği Öğüt
11 Tırmık culdesac 27.4.07, 11:21 [mim, foto vs., oyun].sevgili goddess artemis tarafından mimlendik!:
Konu: Kişinin Kendi Çocukluğuna Vereceği Öğüt/Nasihat/Tavsiye
EÄŸer zamanda yolculuk mümkün olsaydı veya paralel evrenlerden birinde henüz çocukluÄŸunuz yaÅŸanırken oraya geçebilseydiniz, ÅŸimdiki aklınızla o yıllara dönüp de ‘küçük siz’le karşılaÅŸsaydınız, ona ne öğüt verir ya da ne tavsiye ederdiniz?
ebelenme tarihi 9 Nisan. o günden bu yana bu öğütün ne olabileceÄŸi hakkında düşündüm durdum diye yazıyorum ya ben ÅŸimdi ÅŸu anda… atıyorum.
bakın şöyle oldu. bi’ kere hemen söylemeliyim, bu postumu hiç klavyeye bakmadan yazıyorum ve bu durumda belki de çocukluÄŸuma “10 parmak klavye kullanmayı çok geç kalmadan öğren. bak, sonra saçma sapan parmak hareketlerine alışırsın ve bu alışkanlıklarından kurtulman zaman ilerledikçe daha da zorlaşır, tımam mığ?” diye öğütlemek hiç de fena olmazmış aslında diye iç geçirirken, çatılmış kaÅŸlarımın altında kısıla kısıla birer çizgi halini almış gözlerimle monitörde beliren her harfe pür dikkat bakıyorum. canım arkadaşım backspace!
goddess artemis tarafından sobelendiÄŸimiz günden bu yana, aklıma ebeliÄŸimizin omuzlarımıza yüklediÄŸi “KiÅŸinin Kendi ÇocukluÄŸuna VereceÄŸi Öğüt/Nasihat/Tavsiye” konulu yazı yazma sorumluluÄŸu geldikçe, kendimi stadyumda meksika dalgasını bölen bir taraftar gibi hisediyorum. hani tüm bloggerlar sanki bir stadyumda goddess artemiss’in ayaÄŸa kalkarak tetiklediÄŸi bir meksika dalgasına baÅŸlıyorlar, “oooooooooooo…“; sıra tam “l” harfinde bize geliyor veeeee biz oturmaya devam ediyoruz! staddaki diÄŸer bloggerlar bize “aaaa!” der gibi bakıyorlar, bizden sonraki iki blogger “cık cık cık! kalk kız, kalk keditasması’nın kalkacağı yok vallayi” diyor; dalga gecikmeli bir “lllllllllle” sesi ile devam ediyor: “oooooooooooo…llllleeeeeeyyy!” ü-hü tabii. fırk…
neyse efendim iÅŸte ben böyle ÅŸeyler düşünürken bahar gelmiÅŸ diye itimiz topiÅŸ de boÅŸ durmamış ve sen bu git bi’ kenelen! hemen soluÄŸu veterinerde aldık tabii tedirgin tedirgin. o esnada vet bize yuva arayan 5 tane yavru kedi göstermesin mi? biz keneyi pireyi unuttuk hemen; meng birine ben diÄŸerine sarıldık ve o ÅŸekilde evde bulduk kendimizi! allahım bu kadar tatlı olunamazzzzzzzzzz! mucize yaÅŸamaktaymışçasına mes’uduz! onları izlerken bir öğüt geldi aklıma: “ufaklık,” derdim… “hayvanları çok sevdiÄŸini biliyorum, ihihihihi.”
hı-hım… ufaklık cul’e söyleyeceÄŸimi düşündüğüm öğüt ÅŸu an için böyle bir ÅŸeyler, öğüt kısmı “ihihih” bölümünde gizli :::)
iÅŸte yazdım yazımı sonunda ve bu durumda sıradaki dalgada “l” tam zamanında gelecek. amaaaaa…. ya “e“ler? rem? pagan & tara? ligeia? hımm? nerde “e“ler? ihi.

eÄŸer kendi hayatıma yabancılaÅŸtığım anlarda, varlığımın hayatımla bağını düşünmeye baÅŸlıyor ve böylelikle kendime yakınlaşıyorsam; kendime yabancılaÅŸtığımı sandığım anlarda kendime aslında yaklaşıyorumdur belki de. varlığımla ilgili bir konunun geliÅŸimine müdahale edemediÄŸim anlarda mesela, yaÅŸadığım ÅŸeyin kendi hayatım olduÄŸundan şüphe eder bir ruh haline girmem yetmiyormuÅŸ gibi, hayatın bambaÅŸka bir ÅŸey olması gerektiÄŸini düşünmekten de geri kalmıyorum. mesela şöyle: “ÅŸimdi hayat da kesin baÅŸka bir ÅŸeydir!”
bi’ de mesela ÅŸimdi de hayatıma yabancılaÅŸmamın, kendime yakınlaÅŸmama bir yardımı dokunuyorsa; kendime yabancılaÅŸmamın da hayatıma yakınlaÅŸmama faydası dokunuyordur, iyi mi? “neden, niçin, bu ne?” filan derken bakarsın, var olmayan bir ÅŸey de birden var olabilir ve onu da ben bulmuÅŸumdur mesela allah bilir.
sonra mesela o bulduğum şeyle oyalanabilirim bir süre, ya da günlerce. hatta herkes oyalanabilir.
















